VİZE NEDİR
YABANCI ELÇİLİKLER
TÜRK ELÇİLİKLERİ
VİZE İSTEMEYEN ÜLKELER
TÜRKİYE VİZESİ
YENİ PASAPORT
VİZE EVRAKLARI LİSTESİ
vize ülkeler
Gana Vizesi İçin Gerekli Evrak Listesi
1- Askari altı ay geçerli pasaport
2- 2 Fotoğ
3- vize form
4- Elçiliğe hitaben yazılmış vize istek dilekçesi seyahat sebebini ve tarihlerini gidecek kişinin adının ve masraflarının nasıl karşılanacağı da hikaye edilmiş olmalıdır.
5- Ticari seyahatlerde karşı firmadan davetiye mektubu
6- Otel rezer
7- Uçak rezervasyonu
8- Gelir durumunuzun belgeleri
• Banka cüzdanı, mektubu
• Tapu, ruhsat fotokopisi
• Kredi kartı limitlerinin gözüktüğü ekstre.
9- Seyahat sağlık sigortası 30.000 Euro kapsamlı Seyahat süresini kapsayan
10- SSK'lı çalışanlar için SSK işe giriş bildirgesi
11- SSK hizmet dökümü.
12- 3 aylık maaş bordrosu
13- Firma ortakları ortaklık belgesi
14- BağKur Pirim dökümü
15- Şirket evrakları
• Vergi Levhası
• İmza Sirküsü
• Ticaret Sicil Gazetesi
• Ticaret Odası Oda sicil
• Faaliyet Belgesi
16- Pasaport'un 1, 2, 3, 4. sayfalarının, geçerli vizelerin ve son kimlik sayfasının fotokopisi
17- Öğrenciler için yeni tarihli öğrenci belgesi ve ebeveyn evrakları
18- Emekliler için emeklilik cüzdanları
* Büyükelçilik Konsolosluk dairesinin sizin vizeniz için istedikleri genel evrak listesidir. Fakat ek evrak da isteyebilir. Bilginizi rica ederiz.
Gana da birçok Afrika ülkesi ile aynı kaderi paylaşmış ve sahip olduğu zenginlikler için sömürülmüş, yıllarca.
Batı Afrika’nın kara incisi olan koridor ülkelerine (Gana-Togo-Benin) seyahatimiz sürüyor. Türkiye’den ayrılmadan evvel bu bölge ülkeleri hakkında sağlık ve tehlikeli oldukları konusunda endişeler hissetmiyor değildim.
Dubai’den aktarma ile Kara Afrika’nın dünyaya açılan kapısı olarak bilinen başkent Accra’ya 18 saatlik bir yolculuktan sonra varıyoruz. Havalimanından dışarı çıktığım anda Gine Körfezinden esen ciddi anlamda sıcak bir rüzgârın bize hoş geldiniz düşünüyorsunuz. Yılın her ayında 30 derece sıcaklığın sabit olduğu Gana’da nem oranı maksimum düzeyde.
Rehberimiz gerekli ilgiyi gösterdikten sonra, son derece yüksek ve ulu ağaçların arasından başkent Accra’ya aşağı yukarı 20 km kadar uzakta olan Coco sahilindeki Beach Resort oteline vardık. Dünya’nın en ciddi trafik sorunlarından biri de Accra’da. Çift yönlü bir yolun her iki yönünü de aynı istikamette giden araçlar doldurduğundan burada, ilerlemek bir yana kıpırdamak mümkün değil.Ciddi duman ve rutubet kokusu havaya hakim.
Alan olarak çok ciddi bir sahaya yayılmış olan başkent Accra ile her ne kadar Ganalılar övünse de övünülecek pek bir yönünün olmadığı görülüyor. Kerpiçten evler, Avrupa’dan bir şekilde ülkeye sokulmuş, eski arabalar, araba lastikleri ile çirkin bir görüntü kirliliğinin tüm ülkeye yayıldığını gözlemlemlüyorsunuz
Ekvatoral kuşakta olan Gana’nın, Atlantik Okyanusu, Gine Körfezinde 550 km kıyısı olup adını da bundan 700 yıl önce bu topraklarda hüküm sürmüş eski bir Afrika İmparatorluğu’ndan aldığı söylendi. Birçok kaynakta Golden Beach diye bilinen bu bölge zengin altın madenleri nedeniyle birçok Avrupa ülkesinin bu bölgelere yerleşmesine sebep olmuş.
Altın ve dünyanın en fazla kakao üreten ülkesi olması da Avrupalıların bu bölgelere yerleşmesine vesile olmuş. Kakaodan sonra en fazla kereste üreten Gana, özellikle kuzeyinde bulunan ve Aşanti Krallığının’da başkenti sayılan Kumasi adlı şehrinden dünyaya büyük oranda kereste ihraç etmektedir.
Dünyanın en büyük beşinci büyük baraj gölü olan Volta Nehri üzerindeki Akosombo Barajı da Gana’da olmasına rağmen gerek ekonomik çalkantılar gerekse iyi bir yönetim anlayışının ülkede egemen olmaması nedeniyle iyi derecede kullanılamadığı her halinden belli. Çünkü eski adı Yukarı Volta olarak bilinen ve bugünkü Burkina Faso’dan doğarak Gine Körfezine dökülen Volta Nehri, Gana için yaşamsal bir öneme sahip olmasına rağmen, ülkede içme suyunun bulunmayışı gerekli miktarda elektriği üretemeyişi ve Gana halkının özellikle dışarıdan taşıma sularla hayatlarını sürdürmeye çalışması ben de bu görüşün oluşmasını etken kıldı.
Göl üzerinde yaptığım bir sandal gezisinde gölün çevresinin yemyeşil tropik ağaçlarla kaplı , kıyısında hemen hemen her yerinde sazlardan yapılmış barınak tarzındaki köy evlerinin bulunduğunu gözlemliyorum.Su yanı başlarında olmasına rağmen içeride suyu bulunmayan ahalinin tüm temizlik! işlerini göl kıyısında yapmaları çok ilginç.Çamaşır ve bulaşıklarını aynı yerde yıkayıp bir de üzerine aynı ortamda yıkanmaları,suya girip serinlemeleri gerçekten garip bir durum.Yine göl kıyısındaki beyaz midye kabuklarından yığınlar dikkatimizi çekiyor ve öğüterek boya yapıldıklarını öğreniyoruz.
Accra’ya dönüş yolunda çok ilginç bir köylü pazarına rastlıyorum. Bu pazarda tüm satıcılar tamamen kadın. Hemen hemen tüm kadınların başında kocaman bir leğen ve içleri aşağı yukarı en az 5- 10 kg arasında değişen satılık ürünlerle dolu. Pazara ağır bir koku hakim.Bunun en önemli nedeni de mim ağaçlarının dallarından elde edilen caku denilen odun kömürünün de pazarda satılıyor olması. Tüm tezgahlarda da bu ürüne rastlamak olası. İçlerinden Anastasia isimli genç ve güzel bir kız yine kafasının üzerinde tüm mutfak gereçlerini bir arada taşımayı nasıl beceriyor anlayabilmiş değilim.
Yabani muzdan yapılan ve adına “platin” denilen bir yiyecek ile yine görünümü ve tadı itibari ile patatesi andıran bir bitki olan “yam” da tüm Gana’da olduğu gibi burada da satılıyor. Diğer ilginç bir durumda, tuzaklarla yakalanan köstebeklerin kızartılmak suretiyle tüm Gana’da satılması. Tüm yol kenarlarında bu şekilde kızarmış köstebek satıcılarına rastlamak mümkün.
Başkent Accra’da sokakları arşınlamaya başladığımda her an sürprizler karşılaşacağımı önceden bilmem beni hem heyecanlandırıyor hem de şaşırtıyor. Ölenlerin mesleklerine göre tabut imal eden bir atölyeyi ziyaret ediyoruz. İnsanların henüz ölmeden evvel siparişlerini verdikleri, büyük bir itina ile hazırlanan, coca cola şişesi, cep telefonu, uçak, gemi, araba şeklinde hazırlanmış tabutları görünce geleneksel din anlayışının burada ne kadar önemli olduğunu anlamamak mümkün değil.
Accra’nın en önemli meydanı olan Özgürlük Meydanı Osu Kalesine giden yol ile şehrin tam merkezi arasında yer alan bir alanda. Accra’nın bağımsızlık meydanı, bilinen diğer meydanlardan çok farklı. Atlantik Okyanusu kenarında olimpik statlarda benzeri görülebilecek tribünlerin olduğu bağımsızlığın kutlandığı bir meydan olarak düşünülmesi gereken bir yer. Alanın tam ortasında yer alan özgürlük anıtının üzerinde sosyalizmi simgeleyen yıldız bulunmakta. Gana, Afrika kıtasında bağımsızlığını kazanan ilk ülke olmasıyla övünüyor. Gana Bayrağı kırmızı, sarı ve yeşil renklerden oluşmakta ve orta şeritte de bir siyah yıldız bulunuyor. Kırmızı o bölgede dökülen kanı, sarı altın madenlerini, yeşil ormanlarını ve siyah yıldızda Kara Afrika’daki ilk bağımsızlığı ifade ediyor.
Accra’nın liman bölgesi olan ve eski başkent Tema, yeni başkent Accra’ya pek de uzak sayılamayacak bir mesafede. Mim ağacı denilen yol kenarlarında bolca bulunan ve ağaçlarının dallarından odun kömürü yapıldığını, yapraklarının da kaynatılıp içildiğini ve sıtmaya karşı iyi geldiğini öğrendiğimiz ağaçların arasından devam eden bir yol ile sağımızda Atlantik Okyanusu Tema’ya varıyoruz. Tema kentinin bir özelliği de tam olarak Greenwich meridyenin üzerinde yer alıyor olması. Hıristiyan misyonerlerin bu hususu dikkate alarak tam meridyenin geçtiği noktaya bir kilise inşa etmeleri de sanırım animist dinlerden yerel halkı uzak tutmaya yönelik gayretlerinin bir parçası.
Accra’da ziyaret planlarımız arasında yer alan Osu Kalesi bugün Gana Devlet başkanının yaşadığı bir yer. Ancak ziyaret edeceğimizi söylediğimizde bırakın ziyareti yanaşmanın dahi imkan olmadığı bir yer olduğunu öğreniyoruz. Özel bir yol ile gidilen ve yerel halk dahil kimsenin yaklaştırılmadığı bir kale olan Osu Kalesini ancak uzaktan gizli olarak fotoğraflayabiliyorum.
Jakaranta(üzerlerinde ateş kırmızısı çiçekleri olan, bazen şemsiye şeklindeki tropikal bölge ağacı)ağaçlarıyla donatılmış ve Kara Afrika’nın en önemli üniversitelerinden biri olarak kabul edilen ve yirmi bin öğrencisi olan 1948 doğumlu Gana Üniversitesi Accra’da ilgimi çeken en önemli yer oldu. Özellikle şirin mimari yapısı ve modern görünümlü binaları ile başkentin genelinden ciddi anlamda ayrılıyordu. Tüm Afrika’dan öğrenci kabul edilmesi ve pozitif bilimlerin hemen hemen hepsinin eğitiminin verilmesi Gana için çok önemli olsa gerek. Gana Üniversitesi’nin bahçesinde olağanüstü güzel Jakaranta ağaçlarının arasından geçerek üniversiteyi turluyoruz. Hatta üniversiteye gitmeden şehri yüksekten gören bir tepede ulu bir Jakaranta ağacının önünde durup tüm Accra’ya hakim bir tepe üzerinden fotoğraflar çekiyorum.
Bu kadar yorgunluktan sonra sadece temiz bir yatağın olduğu bir ortam yeterli ancak bunu elde edebilmek çok güç. Ertesi sabah köle ticaretinin ilk olarak başlatıldığı yer olan Cape Coast ve bu bölgeye adını veren ve ismi Portekizce de “Al Mina” maden anlamına gelen Elmina’ya doğru seyahate devam ediyorum.